Yunanlılar;
Yunanlılar kokuları, içki mahmurluğuna karşı etkili bir çare olarak görüyorlardı. Böylelikle büyük ölçeklerde şarap içmenin, kötü sonuçları önleyebileceğini düşünüyorlardı. Xenefon'un anlattığına göre, zengin şölenlerde davetlilerin üzerinde, parfüm sürülmüş güvercinler uçuşurmuş.
Romalılar;
Toplumda yüksek yerlerde bulunan Romalılar, çok kibirli kimselermiş. Sueton'un bildirdiğine göre, Roma İmparatoru Otho, parfüm sanatının öyle koyu bir izleyicisiymiş ki, sefere çıktığında bile yanında, tenini güzelleştirmek için eksiksiz bir esans ve kozmetik cephaneliği götürürmüş. Neron'un, karısı Poppea'nın cenaze töreninde, Arabistan'ın 10 yılda üretebildiğinden daha çok tütsü yaktırmış olması, parfüm dünyasının en çarpıcı söylemleri arasında yer almaktadır.
Araplar;
"Parfümcülük" sanatının asıl büyük devrimcileri Araplardı. Çünkü sonunda günümüzün modern parfümcülük sanatına götüren belirleyici adımı onlar attılar. Arabistan'dan "Kokular Ülkesi" diye söz edilmesi, Kutsal Arabistan'ın kokularının övülmesi eski çağın en yaygın efsanesiydi. Eski adıyla "Felix Arabia", bugünkü "Yemen", tütsü üretimi bakımından Antik Çağ'ın en zangin bölgelerinden biriydi. Bu gelenek, o zamanlardan başlayarak büyük halifelikler dönemine dek geldi. M.S. 1000 yılı dolaylarında Araplar, baharat ve kokulu madde ticaretinde adeta tekel durumundaydılar.
Alkolün çözücü gücü, daha önce Mısırlılar ve Bizanslılar tarafından kısmen biliniyor olmuşsa da, modern anlamdaki ilk parfümü, 10. yüzyılda yaşamış olan ve o zamanki Arap dünyasının en büyük kişilerinden biri olan tıp doktoru, İbn-i Sina üretti. Kokulu yağı çiçeklerden damıtarak "Gül Suyu"nu elde eden ilk kişi "İbn-i Sina"ydı.
Yakılan ağaç dallarından ve ezilmiş bitkilerin yağlarından alkollü çözeltilere ve böylelikle sıvı parfüme giden yol, yavaş yavaş açılıyordu.
NOT: Romalılar çoğu kez eski Yunan kültürlerini taklit ederlermiş. Bunlardan biri de, güzel kokulu merhemleri sadece saçlarına değil, ayak tabanlarına da sürerlermiş. Üstelik gövdenin her bir bölümü için ayrı bir koku hazırlarlarmış. Antifanes'in betimlemesine göre;
Ayaklar ve bacaklar, "Koyu Mısır Merhemleri"ne daldırılıyor,
Çene ve göğüse, "Ağdalı Palmiye Yağı",
Kollara, "Nane kokan bir esans",
Kaşlara ve saçlara, "Mercanköşk Esansı",
Dizlere ve enseye, "Ezilmiş Kekik" sürülüyormuş.
Ayaklar ve bacaklar, "Koyu Mısır Merhemleri"ne daldırılıyor,
Çene ve göğüse, "Ağdalı Palmiye Yağı",
Kollara, "Nane kokan bir esans",
Kaşlara ve saçlara, "Mercanköşk Esansı",
Dizlere ve enseye, "Ezilmiş Kekik" sürülüyormuş.
Tanrıım! Romalılar tam bir kaçıkmış.. Acaba biraz derin bir şekilde kökenime inersek Roma'dan kalma birşeyler bulur muyum? Sanırım bende de bir Roma kanı var...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder