Bazı yüksek rütbeli -ama bu yüzden daha az inatçı olmayan- vakalarda, tüm bu çabalar bir işe yaramıyordu. Fransa'nın IV. Henri'si öyle iğrenç bir koku yayıyormuş ki, o dönemde yaşayan insanlar bu kokuyu alınca şoka girer ve kaçarlarmış.
Ağır, yoğun parfümlerin yaygınlaşmasının ikinci nedeni bir yanlış anlamaydı: Doktorlar, antik çağdan beri -tam olarak gerekçelendirmeden- bazı yağların mikrop kırıcı etkileri bulunduğu savını öne sürmüşlerdi. İnsan ne denli ağır koku sürerse, vebaya, tifoya ve koleraya karşı o denli korunmalı olduğuna inanıyordu. Ama öte yandan gövdenin doğal kokusunun da vebaya karşı bir çare olduğu düşünülüyordu. Buna karşılık 'su' olası bir hastalık oluşturucuydu. Baştan aşağı temizlenmek hastalıklara yol açar deniliyordu ve bunun yerine koku kapsülleri taşınıyor ya da kafirundan yapılan muskalar, boyunlara takılıyordu. Kokulu maddeler sürme, isteriye karşı bir tedavi yöntemi olarak da kullanılıyordu.
Kendimden Not : Bu güzel kokuların, parfümlerin ardında yatan gerçekler midemi alt üst etse de, kokular karşı olan tutkumuzun biteceğini hiç sanmıyorum. Her şerden bir hayır çıkıyor işte görüyorsunuz =)
"IV. Henry, döneminde İngiltere ve İrlanda kralı. Plantagenetler Hanedanı'nın 9. kralı ve bu hanedanın Lancaster Hanedanı koluna mensup ilk hükümdardır."
29 Mart 2019 Cuma
17. Yüzyılın Ağır Kokusu Lağım Çukurlarının Anfitiyatrosu Paris - Bölüm 2 -
Adalet Sarayı, Louvre, Tuilerie ve Opera birer genel tuvalet gibi kokuyorlardı. Şatafatlı Versailles'da bile, foseptik çukuru sarayın yanıbaşındaydı.
"Geçitler, iç avlular, yan binalar ve koridorlar sidik ve dışkı doluydular; bakanlık binasının altında bir et satıcısı her sabah domuz kesip kızartıyordu; Avenue de Saint Cloud kokuşmuş balçıkla ve kedi leşleriyle kaplıydı. Dışkılar XIV. Ludwig'in sarayında konuşma konusuydular, lağım çukurları görülüyordu, lağımcılar sahnedeki oyuncular gibi izleniyorlardı."diye yazıyor Alain Corbin, koku tarihini anlatan, 'Veba Soluğu ve Çiçek Kokusu' adlı kitabında.
Katolik kilisesi ne felaket getirici hijyenik ortamı ne de insanın doğal olarak güzel kokmayışını dert edinir görünmüyordu. Ahlaki nedenlerden ötürü genel bir banyo yapma yasağını koyan ve böylelikle yeni bir koku barbarlığının yükselişine yol açan, Trento Konsiliydi. Bunun sonucu ise, temizliğin azalması ve insanların kendi gövdesel kokularını gizlemek için ağır kokulara sarılması oldu. Katı ve sıvı sabunların üretimi sürekli arttı, çamaşırlar pis kokuları ve pireleri uzaklaştırmak için daha sık yıkanır ve parfümlenir oldular.
Trento Konsili (Latince: Concilium Tridentinum) Nedir?
16. yüzyılda toplanmış yalnızca Katolik Kilisesi'nin kabul ettiği Ekümenik Konsil'dir ve Katolik Kilisesi'nin en önemli konsillerinden biri olarak kabul edilir.
"Geçitler, iç avlular, yan binalar ve koridorlar sidik ve dışkı doluydular; bakanlık binasının altında bir et satıcısı her sabah domuz kesip kızartıyordu; Avenue de Saint Cloud kokuşmuş balçıkla ve kedi leşleriyle kaplıydı. Dışkılar XIV. Ludwig'in sarayında konuşma konusuydular, lağım çukurları görülüyordu, lağımcılar sahnedeki oyuncular gibi izleniyorlardı."diye yazıyor Alain Corbin, koku tarihini anlatan, 'Veba Soluğu ve Çiçek Kokusu' adlı kitabında.
Katolik kilisesi ne felaket getirici hijyenik ortamı ne de insanın doğal olarak güzel kokmayışını dert edinir görünmüyordu. Ahlaki nedenlerden ötürü genel bir banyo yapma yasağını koyan ve böylelikle yeni bir koku barbarlığının yükselişine yol açan, Trento Konsiliydi. Bunun sonucu ise, temizliğin azalması ve insanların kendi gövdesel kokularını gizlemek için ağır kokulara sarılması oldu. Katı ve sıvı sabunların üretimi sürekli arttı, çamaşırlar pis kokuları ve pireleri uzaklaştırmak için daha sık yıkanır ve parfümlenir oldular.
Trento Konsili (Latince: Concilium Tridentinum) Nedir?
16. yüzyılda toplanmış yalnızca Katolik Kilisesi'nin kabul ettiği Ekümenik Konsil'dir ve Katolik Kilisesi'nin en önemli konsillerinden biri olarak kabul edilir.
Etiketler:
çiçek,
Fransa,
kilise,
koku,
koku tarihi,
Louvre,
opera,
Parfüm,
Paris,
tarih,
Versailles
Yer:
Turkey
8 Ocak 2019 Salı
17. Yüzyılın Ağır Kokusu Lağım Çukurlarının Anfitiyatrosu Paris - Bölüm 1 -
16. Yüzyılda soylu kadınlar arasında, olağanüstü biçimlendirilmiş doğu kökenli bir koku verici olan "Pomander" çok modaydı. Genelde altından yapılan bu kap tam bir portakal görünümündeydi, yukarıdan açılıyor ve altı adet koku haznesi vardı. Bu bölmelerin her birinde ayrı bir koku maddesi bulunuyordu. Bahçe toprağından topakçıklara "gülsuyu, amber, misk, tarçın ve kafirun" emdiriliyordu. Böylece "Pomander" salgınlardan korumakla kalmıyor aynı zamanda etrafa hoş kokular saçmayı da güvenceliyordu.
16. ve 17. yüzyıllardan Pomander örnekleri;
16. ve 17. yüzyıllardan Pomander örnekleri;
Etiketler:
Afrodizyak,
alkol,
blog,
blogger,
esans,
koku,
Parfüm,
parfümcülük,
perfume,
pomander
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







